Cumartesi 26 Eylül 2020

  1. Anasayfa
  2. Kitap Yorumları
  3. Şeker Portakalı
Şeker Portakalı

Şeker Portakalı

Romanın baş karakteri henüz 5 yaşında olan Zeze'dir. Kitabın yazarı ile özdeşen Zeze; sarı saçları, kısacık boyu ile oldukça sevimli olmasına rağmen yaramazlıkları ile herkesi çileden çıkarır ve sıkça şiddete maruz kalır. Yerinde duramayan, haylazın tekidir. Ama aynı zamanda çevresinde olup biten her şeye karşı da aşırı duyarlıdır. Yaramazlıklarına rağmen hassas ve sevgi dolu bir kalbi vardır. Okula gitmeden okumayı sökecek kadar da zekidir. Ve maalesef ki, ailesinden sürekli şiddet görür. :( Nesnelere ve ağaçlara isimler verir ve tüm konuşma isteğini de onlarla karşılar. En sevdiği arkadaşı, kitaba da ismini veren bir şeker portakalı ağacı olan Minguinho'dur. Aslında tüm yaramazlıkları sevgiye olan ihtiyacından gerçekleşmektedir. Ailesinin fakirliğini tüm yüreğiyle hisseder, zengin komşularına, arabası olan Portuga'ya hayrandır. Portuga'ya olan hayranlığını ilk başlarda yaramazlığı ile belli etse de sonrasında aralarında sevgi dolu bir bağ oluşur. Portuga'nın, Zeze'ye gösterdiği sevgi ve ilgi, O'nun karakterinde olumlu yönde büyük değişimlere yol açmıştır. Ancak bu büyük bağlılık, Portuga'ya olanlardan sonra yerini büyük bir kedere bırakır.

Vasconcelos'un "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü" dediği bu büyük eser, yarattığı Zeze karakteriyle okurlarının kalbinde taht kurmuş başarılı bir romandır. Fakir, mutsuz ve şiddet içeren bir ailede büyüyen yaramaz çocuk Zeze'nin sevgi arayışıdır. Sevgiyi bulduktan sonra karakterinin değişmesi ama yine de kadere engel olamamasını konu alan eserde, bir çocuğun büyük bir acıyı yüreğinde nasıl karşıladığını bulacak ve acısını yüreğinizde hissedeceksiniz.

1968 yılında yazılan Şeker Portakalı, 2012'de Marcos Bernstein tarafından filme uyarlanmış, Zeze'yi küçük oyuncu Joao Guilherme Avila, başarılı bir şekilde canlandırmıştır.

Kitaptan Alıntılar

"Daha çok anlat” dedim.

“Hoşuna gidiyor mu?”

“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”

“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”

“Gider gibi yaparız."

-

"Şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi."

-

"Uyuyalım. İnsan uyudu mu her şeyi unutur."

-

"İnsan yüreğinin, bütün sevdiklerini içine alabilmesi için çok büyük olması gerektiğini bilmelisin."

Yorum

    Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yapmak ister misin?

Yorum Yapın

Teşekkürler! Yorumunuz başarıyla onaya gönderildi.

Bana e-posta adresini bırak!