Salı 27 Ekim 2020

  1. Anasayfa
  2. Kitap Yorumları
  3. Bir Ölünün Defteri
Bir Ölünün Defteri

Bir Ölünün Defteri

Konusu:

Halit Ziya Uşaklıgil, Bir Ölünün Defteri ile oldukça etkileneceğimiz bir hikaye sunmuş bizlere. Ölüm döşeğinde olan bir adam ve son anlarında en yakın arkadaşını yanına çağırarak verdiği bir defter, hikayeyi oluşturuyor kitapta. Arkadaşı defteri okudukça, biz de olayları onunla eş zamanları olarak öğreniyoruz.

Özet:

Hüsamettin Bey, eşi, çocukları ve kayınvalidesi yağmurlu bir pazar günü evde oturmaktadırlar. O sırada bir haber gelir; Hüsamettin acil olarak ölüm döşeğinde olan arkadaşı Vecdi'nin yanına gider. Vecdi yatağına uzanmış zar zor konuşabilmektedir. Son sözleri Hüsam'a o güne kadar söyleyemedikleri ve hissetiklerini yazdığı bir defter bıraktığı üzerine olur. Hüsam; Vecdi'nin vefatından sonra defteri okumaya başlar.

Vecdi daha beş yaşındayken annesini kaybeder, babasıyla birlikte o sıralarda üç yaşında olan kızı Nigar ile birlikte yaşayan halasının yanına yerleşirler. Birkaç sene sonra babası Vecdi'yi yatılı okula yerleştirir. Vecdi o günden sonra babasını bir daha görmez. Halası ona babasının yurt dışına gittiğini söyler. Birgün Vecdi okulun bahçesinde ailesinden yeni ayrılmış, ağlamaklı gözlerle etrafı seyreden Hüsam'ı görür ve aralarında büyük bir dostluk başlar. Hafta sonlarında Hüsam ile birlikte halasının evine giderler. Nigar'da onlara katılır. Yıllar sonra Vecdi doktor olarak mezun olur. Hüsam da ailesini ziyarete gitmiştir. Bir akşam halası Vecdi'ye Nigar'ın kocası olmasını istediğini söyler.

Vecdi o güne kadar böyle bir şeyi aklına getirmemiştir ve halasından düşünmek için zaman ister. Hüsam da bu arada yazar olarak bir matbaada çalışmaya başlar. Zaman geçtikçe Vecdi, Nigar'a aşık olur ancak bunu ona söylemez. Bir gece Nigar gelir, her şeyi bildiğini ancak aralarında böyle bir durumun olmasının imkansız olduğunu söyler. Vecdi, o günden sonra halasının evini terk eder ve annesinin öldüğü evlerine taşınır. Hüsam'ı da davet eder. Birlikte yaşamaya başlarlar. Zamanla Nigar'ın Hüsam'I sevdiğini, hüsam'ın da karşılıksız olmadığını anlar. Halasıyla konuşur ve Hüsam ile Nigar'ın evlenmesine aracı olur. Ama onların evlenmesi bile Vecdi'nin aşkını dindiremez ve mutluluğu bulabileceği bir yer aramaya başlar. Birgün Çanakkale Savaşı'na giden doktorları görür ve o da gönüllü olarak gitmeye karar verir. Bu kararından ne halasına ne de Nigar'a söz eder. Sadece Hüsam'a haber verir.

Cephede sol kolundan yaralanır ve bir süre sonra kolu kesilir. Burada bir teğmenle tanışır, bu teğmenin yüzünde şarapnel izi vardır ve döndüğünde nişanlısının onu beğenmeyeceği düşüncesiyle utanç duyar. Vecdi de kendi yarasının onunkinden kat kat büyük olduğundan dolayı yaşamasında bir anlam olmadığını düşünmeye başlar. Ve bir gün kendini çatışmanın ortasına atar. Sol omzundan tekrar yaralanır ve İstanbul'a gönderilir. Bir süre sonra Hüsam'ı çalıştığı yerde ziyaret eder. Üzerinde bir şal vardır ve Hüsam Vecdi'nin kolunun olmadığını farketmez. Daha sonra eve giderler. Halası, Nigar ve çocuklar da kolunun olmadığının farkına varmazlar.bir süre sonra Vecdi'nin kolunun kesildiği anlaşılır. Vecdi de onlarla aynı evde yaşamaya başlar. Ancak çocukların ondan tiksineceğini düşünerek annesinin köşküne taşınır ve kendisini yalnızlığa ve ölüme mahkum eder.


Yorum

    Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yapmak ister misin?

Yorum Yapın

Teşekkürler! Yorumunuz başarıyla onaya gönderildi.

Bana e-posta adresini bırak!